Çılgın felsefe hocası 100 puanlık tek soruyu yanındaki sandalyeyi göstererek sorar:
- bana bu sandalyenin var olmadığını kanıtlayın!"
100 puan alan tek ki$inin cevabi ise sadece şudur:
- Hangi sandalye
******************
İlkokul 3. sınıf
Soru: Ormanların faydalarını sayınız.
Cevap: Ormanların faydaları saymakla bitmez.
Sonuç: Tam not
******************
Din hocası hz. muhammed ile hz. ali arasındaki bir diyalogu yazın demiş.
Hani kitapta geçen özlü sözler tarzında, yanıtlardan biri söyleymiş
hz.muhammed: "günaydın ali"
hz.ali: "sana da günaydın muhammed nasılsın"
*******************
seviye: üniversite
ders: eğitim felsefesi
sınav: bütünleme
sınav şu sorudan ibarettir:
- bildiğiniz iki soruyu yazıp cevaplayınız.
yanlız bir sorun vardır derse hiç devam etmemiş öğrenci dersin içeriğini hiç bilmemektedir. dolayısıyla kendine sorabileceği iki adet soru da bulamamaktadır. beyninin derinliklerinden,dönemin ilk dersine girdiğini hatırlar. bu derste duyduğu cümleden de yeterli doneyi almış.
soru 1: İlk milli eğitim bakanımız kimdir?
cevap: hasan ali yücel
soru 2: hasan ali yücel kimdir
cevap:ilk milli eğitim bakanımızdır.
işlem tamamlanmıştır... sınav sonucu:100 (yaşanmıştır...)
*********************
soru; Ahmet Haşim'in en ünlü eserlerinin toplandığı eserin adı nedir
cevap; best of ahmet haşim
************
deprem sırasında ortaya çıkan enerjiye ______ ______ denir."
doğru cevap depremin magnitüdü'dür, fakat zeki bir arkadaşımız:
"helal olsun" yanıtıyla okulda efsane olmayı başarmıştır.
Erkin KORAY dan sevince dizisi genco versiyon u ahmetin özgeye aşık olupta bizim kulağımıza gelen bir şarkı.Gerçekten çok güzel bir erkin koray klasiği.Dinlemenizi tavsiye ederim,direkt yorum yazmanızı değil.
Nedir bu ya buraya lise anılarımı mı yazacağım.Yoksa bloguma yazmak istediğim içindekilerini mi?Bende anlamadım gitti.Şimdi efenim ben 1 hafta öncesinden okula gelmişim.Dersime gayet güzelde katılmışım meslek lisesi bizim işimiz dil öğrenmek değil aslında biz meslek için gidiyoruz.Yinede biz bu derslere katlanıyoruz.Ama şimdiki olay bir başka hoca bize bir ödev vermiş buraya kadar güzel.Bende okuldan eve geldim yine salı günü saat 7 ye kadar oturdum.Daha sonra gelecek salı için olan ödevi o zamana bırakmadım hafta sonu bile vardı.Ben okudum kitabı baya bir daha sonra bir buçuk sayfa özetledim.Aklımda kaldı bugün okula geldim.Hoca defterlere bakıyor ben bir baktım yanımda ki arkadaşım 4 sayfa yazmış tamamı öyle çıkıyor bakarak yazınca.Hoca defterlere baktı o çok uzun sayfa tutanlara işaret koydu.Daha sonra yerine geçti ve işaret koyduklarının adlarını birer birer aldı.Daha sonra şu lafı dediğini duydum ve bugün ve sene sonuna kadar dinlemiyecem o dersi.Çünkü işaret koyduklarıyla özetcilere söylediği laf delirtti.
Ah be ne aşk çekiyorum.Her gece seni arıyorum.Bilsen sensiz duramıyorum.Ama sen anlamazsın biliyorum.Anlasaydın gözlerin ne türlü Baktığını görürdün.Ama sen şimdilik anlama gözlerin bir gün beni arayacak o zamanda ben seni anlamıyacağım.Aşklar tek yaşanabiliyorlar.Ama karşılıklı olupta kıskandırmak için başka erkeklerin yanında olunca iki kişi bile olsa aşk değil en azından tek kişilik aşkı tercih ederim ilk defa pembeyi değil siyahı çıkartırım hayatım dan.[vesile].Ya peki neden di benim arkadaşlarıma karışmaların.Nedendi huysuz tavırların onlar yanında arkadaşlarımla ilişkimi kestiren sen değilmiydin.Şimdi sen bu satırları okuyacaksın diye yazdım bu yazıyı.Sen bu yazıyı okurken hüzünlenmiş kalbin pırpır heyecanlı bir şekilde atarken ağlıyor olacaksın bense senin gibi olmayacağım.Ben o sırada seni aklımdan çıkarmış olacağım.Ya yatıyor güzel rüyalar görüyor ya da ders çalışıyor olacağım malum lise sana kendimi kaptırmam bile saçmalıktı zaten anlamam lazım dı hem ben hem senin şu kankalarınla olan ilişkini.Ama sen ne kadar şans istesende o şansa hiç bir zaman hakkın olmadı.Neyse daha fazla yazıp okuyucuları da kendi kaderime ortak etmek istemiyorum.
Ölüm dediğin nedir ki? Dört harften öte bile değil. Hiç beklemediğin anda karşına çıkar. Ki o seni her zaman bekler. Tek amacı; seni bu diyarlardan zamansızca alıp göç ettirmektir… Ve arkanda varsa sevenini ağlatmaktır…
Daha yaşamamışsındır hayatı, daha görülecek çok şey vardır. Üzülmek, ağlamak ve sızlanmak nafile... Bir kere çalmıştır kapını Azrail…
İsyan edersin Allah’a hiç yapmadığın bir şey olsa da. “Şimdi sırası mıydı?” diye sorarsın. Öyle ya! Sen on yedisinde genç biriydin. Yıllardır tadamadığın aşkı görünce kapını çaldı ölüm. Evet, isyan etmemek elde değil…
Oysa dönüp baktığında arkana, o kadar çok zaman geçmiştir ki! Hataların, kırgınlıkların, sevinçlerin, gözyaşların ve başarıların… Hepsi sana bakıyor. Hataların arkandan gülüyor. “Biz sana ceza değil, doğruyu bulma yoluyduk.” diyorlar. O an anlıyorsun hataların insana hayatı öğrettiğini, bir ayna gibi her şeyi açıkça gösterdiğini… Ama dedim ya ne işe yarar…
“Beni kıranları kırdım, mutluyum.” Deyip ilk hatanı yapıyorsun. “Onlarda beni kırmıştı.” Deyip kendini avutmaya çalışsan da, ilk yalanını söylemekten kaçamıyorsun. Bu yalanlar ve hatalar devamında da seni rahat bırakmıyor…
İntikam alma zamanı geldi. Ama kimden ve niye? Ailenden mi, dostundan mı, meçhul sevgilinden mi? Onların acı çekmesini istemek senin intikamınsa; boşa uğraşma sen intikamını çoktan almışsın onlara acı çektirerek…
Arkana dön ve bir bak! Başarı dediğin şey intikamdı! Pişman oldun. Ağlıyorsun şimdi. Utanıyorsun. Ama ne fayda… Kim duyar senin ağlamaklı feryatlarını. Kimler biliyor senin ağladığını senden başka. Belki sen bile duymuyorsundur hıçkırıklarını…
Öldükten sonra pişman olsan ne olmasan ne? Yaşarken kırdın onları bir kere. Gerçi yaşamak dediğin şey buysa… Böyle diyorsun ama onu bile hak etmiyorsun. Hep daha fazlasını daha iyisini istedin. Ama bir şeyi unutuyordun. Sen mutluluğu beceremiyordun. Yakışmıyordu sana mutluluk. Oysa en büyük hazlar en küçük zerrelerde saklıydı. Yanı başındaydı mutluluk.
Ama…
Göçüp gidiyorsun bu hayattan şimdi. Git! Ama arkana bakmadan git! Daha fazla üzülmeni istemem. Neden mi? Arkana baktığında senin için gözyaşı dökecek kimsen yok…
Oysa niceleri vardı seni seven. Ne oldu da bir anda değiştin. Sen ne kadar nefret etsen onlar seni o kadar sevdiler, ama… Bardağı taşırmıştın artık…
Şimdi bir zamanlar sana değer verenlerin omuzlarında son yolculuğuna uğurlanıyorsun. Her ne kadar zalim biri olsan da mutlaka seni sevenler olmasa; tabutunu kaldıran kimse olmazdı. Belki sahte gözyaşıdır onların ki. Ama yine de çok sevilmiştin zamanında…
Geri dönüşün yok artık. Bir selam yolla bakalım son kez hayata;